Genel

Dikkat dikkat MOBBİNG var!

Bir şeyler yaşıyorsunuz ama anlatamıyorsunuz. Orhan Veli gibi, duyuyorum ama anlatamıyorum diyorsunuz. Çünkü yaşadıklarınıza kelimeler kifayet etmiyor. Oysa, oysa deyip susuyorsunuz. İşyerinde, adını koyamadığınız tuhaf bir baskı var. Sanki birileri elbirliği etmişte sizi oradan göndermeye çalışıyor. Kesin gene paranoyaklığım tuttu, demektesiniz ama içinizde rahat değil. Oysa ben paranoyak değildim eskiden demekte kâr etmiyor. “Her şey bu lanet olası şirkette çalışmaya başladığımdan beri böyle. Tamam maaşımı alıyorum, kimsenin resmen bir şeyler yaptığı da yok. Ne bileyim ben, rahatsızım. Tarifsiz ve huzursuz bir rahatsızlık.” düşüncesi yatağınızda ve otobüste giderken beyninizi kemiriyor. Kimseye bir şey de söyleyemiyorsunuz. Öyle ya ne diyeceksiniz ki?

Siz demeyin ben derim. Artık kelimeleriniz bu durumu tarifte kifayetsiz değil. Yaşadığınız “durum”un adı; sıkı durun; MOBBING!

Özgür Ansiklopedi Vikipedi‘ye göre mobbing;

“Psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı vermek anlamına gelen Latince kökenli sözcük. Özellikle hiyerarşik yapılanmış gruplarda ve kontrolün zayıf olduğu örgütlerde, gücü elinde bulunduran kişinin ya da grubun, diğerlerine psikolojik yollardan, uzun süreli sistematik baskı uygulamasıdır.”

Konu ABD ve bazı Avrupa ülkelerinde gündeme geldi geleli birçok dava açıldı. Büyük oranlarda tazminatlar ödei şirketler mağdurlara. Mobbing işyerlerinde ciddi bir gündem oldu. Bizde de yeni yeni duyuluyor. Emsal teşkil edecek aşağıdaki röportaja bakılırsa; daha çok mobbing davası açılacağa benzer. Neden mi? Kendi işyerlerinizi ve arkadaşlarınızın işyerlerini br de mobbing merceği ile gözlemleyin. Ben bu gözlemi yapınca hiç iyi sonuçlar almadım biline:(

1985’ten beri Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı’nda öğretim görevlisi olan Prof. Dehen Altıner işyerinde psikolojik taciz kurbanı. Söylediğine göre, idari anlamda üstü olan Dekan Prof. Dr. Mürşit Pekin’in baskısıyla öğrencileri laboratuvarlardan kovuluyor, araştırmalarına ödenek sağlanmıyor, çay ocağının yanında sunta çevrili odaya sürülüyor, asistanlarına kadro verilmiyor ve hayatları karartılıyor.

Altıner 17 yıldır dişini sıkıyordu, mücadeleyle profesörlük unvanını bile almıştı. Ama 3 yıl önce bir bölüm toplantısında Dekan Pekin’in “haykırarak onu odadan kovması” bardağı taşıran son damla oldu. Manevi tazminat davası açtı, Pekin’in “Kişilik haklarına saldırıda bulunduğu, küçük düşürdüğü, itibarını zedelediğini” kanıtladı. Dekan Prof. Dr. Pekin’in mahkûmiyeti Yargıtay’da onandı. Türkiye’de ilk kez rastlanan işyerinde psikolojik taciz (mobbing) davasının taraflarıyla konuştuk. Prof. Dr. Altıner “60 yaşındayım. 17 sene her gece eşimle işyerimdeki sorunların etkisini yaşadık. Hiç değilse yasal olarak yapılanı belgelemiş oldum” diyor.

Mobbing kurbanı bir profesörüm ve bunu 17 yıldır yaşıyorum. Olayı 15 yıl önce Nokta Dergisi’nde Ahmet Altan yazmıştı: Oy çokluğuyla kazandığım doçentlik kadrom, dönemin dekanı Turay Yardımcı ve yardımcısı Mürşit Pekin tarafından elimden alınmaya çalışılmıştı. Dava açtım, sonuçlanmadan kadromu verdiler. Bu çok klasik bir durumdur üniversitede. Önünü kesmek istediğiniz kişiden önce kadro kaçırılır, engellenemezse onun yetiştirdiklerine kadro verilmez. Bu koşullarda profesör olmam bile bir mucizeydi. Çünkü jürilerde ne kulisler döner. Tüm bunları aşmış olmam bana mücadelemde güç verdi.

15 Aralık 2003’te Eczacılık Fakültesi’ndeki bir bölüm toplantısında araştırma görevlisi ihtiyacımızı, idareden aldığım belgelerle kanıtladım. Doktora öğrencilerim için araştırma görevlisi ve yardımcı doçent kadrosu talep ettim. Sakin sakin konuşurken Dekan Pekin’in sesi kötüleşmeye başladı. “Hakkaniyetten yanayım ama bunu istismar edeni indiririm” dedi. İndiririm ne demek? Tepki göstermeden dinlemeyi sürdürdüm. Biyokimya Bilim Dalı Başkanı Turay Yardımcı “Sabrına hayranım Mürşit” deyince ipler koptu. Pekin avazı çıktığınca bağırmaya başladı, tehdit ve hakaret savurdu. Asistanlarımın önünde “Kovuyorum seni, çık dışarı. Bundan sonra benim bulunduğum hiçbir yerde bulunmayacaksın” dedi. Bu olaydan sonra karşılaşmak istemedim, fakültede rahat dolaşamaz oldum. O günden beri bütün toplantılarda sus pus oturuyorum. “

Konu ile ilgili önerebileceğim kitaplar;

– Mobbing/ Şaban Çobanoğlu
– İşyerinde Psikolojik Taciz (mobbing) / Prof. Dr. Pınar Tınaz
– Vedat Laçiner /İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing)

DÜNYADAN MOBBING ÖRNEKLERİ

* 36 yaşındaki Helen Green, İngiltere’deki Deutsche Bank’ta sekreterlik yapıyordu. Biri amiri, dört kadın tarafından dört yıl aşağılandı. Yanına geldiklerinde burunlarını tutuyor, “Burası çok kötü kokuyor, senin yüzünden” diyorlardı. Birkaç kez üstüne ahududu attılar. Sinir krizi geçirip işten ayrılan Green dava açtı. Bankadan 800 bin sterlin tazminat aldı.

* Anneannesi Auschwitz’de öldürülen Tullet&Tokyo Liberty çalışanı Laurent Weinberger aylarca işyerinde anti-semitik konuşmalara muhatap oldu. Hatta Nazi üniforması giymeye zorlandı. Dava açtı. 100 bin sterlin tazminat kazandı.

* Güvenlik şirketi Schroder’in analisti İngiliz Julie Bower, mahkemeye başvurdu. Patronunun “Kanserdi, hep sorun çıkardı, şimdi de hamile” dediğini, bu nedenle işten ayrıldığını söyledi. 1.4 milyon sterlin tazminat kazandı.

Comment here