Denedim-YazdımGenel

Sanal Alışveriş Rehberi

Bu yazı Countrylife Dergisi’nde yayımlanmıştır.

Alışveriş kavramının insanlık tarihi kadar eski olduğunu düşünürsek, benim yazacaklarım sadece pazar yeri değişikliğine dair bilgiler olacaktır. Öyle ya eskiden beri insanlar ihtiyaçlarını gidermek için aynı yöntemleri izlemedi mi? Sende et var ben de deri, sen de yağ var ben de yumurta, senin kol gücün var benim iş yerim vb. Materyallerin ihtiyaçlara binaen el değiştirmesi zamanla gelişerek mal, hizmet ve fikirlerin bir yerde toplanmasına yani pazar kavramına zemin hazırladı. Gerisini zaten biliyorsunuz. Bu alma-verme işlemlerinde alınanlara karşılık madenler verilmeye başladığında da sanırım insan kendi içindeki canavarla sık karşılaşma fırsatı buldu. Gümüş, altın, bölgesine göre maden çeşitleri ve nihayet para. Para dışındaki diğer araçlara öyle değer verdi ki süs yapıp tepesine, vücuduna takıp, gezdirdi. Hele altın, dünyanın kaderini değiştiren madenlerden biri bile oldu.

Burada Mansa Kanku Musa’yı anmadan geçmek olmaz. 1312 yılında o zamanlar kimselerin adını bile bilmediği bir ülkede yaşayan kral, tam anlamıyla iyiliğinin bedelini ödemiş ve altınlarıyla dünyanın kaderini değiştirmiştir. 31 yaşında kral olduğunda ülkesi dünya için çok önemli bir şeye sahipti. Tuz! Tuz satıyor, karşılığında ise altın alıyorlardı. Dünya tuz ihtiyacının yarısını karşılayan bu ülke elbette ki hatrı sayılır bir altın birikimine sahipti. Kaza sonucu çok sevdiği annesinin ölümüne neden olan Kral Musa, vicdan azabıyla kendini hayır-hasenata vermişti. 1324 yılında büyük bir kafileyle Hac’ca gitmek istedi. Büyük derken abartılı demek daha doğru olur. 60 bin kişilik bir kafile. Her biri 130 kilo altın yüklü 70 deve. Kutsal topraklara varması tam bir yıl süren yolculuk. Mısır’da konakladığında öyle çok altın dağıtır ki altın piyasasını çökertir. Soyguncuların ve Batının bunu duyması gecikmez. Hac dönüşü kafilesi soyulur. Borç alarak Mali’ye dönebilir ancak. Batı ise bu büyük fırsatı duyar duymaz soluğu yeni coğrafyada alır. Musa’nın doğal nedenlerle 50 yaşında ölmesinden sonra çıkan kavgalardan sonra altınlar ve taht en fazla iki kuşak daha sürer. Batının eline düşen Afrika, sömürge kavramıyla ve bitmez bahtsızlığı ile tanışır. Kanku Musa aşırı hayırseverliğinin bedelini dünya tarihini ve ülkesinin kaderini değiştirerek ödemiş olur.

Taşıma, muhafaza gibi birçok nedeniyle altın, gümüş, bakır vb.’nin yerini kağıtlar ve nihayet kartlar almaya başladığında insanoğlu da biraz rahat nefes aldı. Tabi kısa bir süre sonra kartlar, bankalar, kredi kartları için de güvenlik sorunları baş gösterse de yazılımcılar bu konulara el attığı için işler bilinçli kullanımla daha az riskli hale gelmeye başladı. Evet, elinize para değmeden sadece avuç içi kadar kartlarla alışverişin mümkün olduğu yıllardayız. Aslına bakarsanız bunu da aşıp, mobil uygulamalarla kartsız alıverişin kapıları zorlanalı da çok oldu ama o konuya yaygınlığın az olması nedeniyle girmeyeyim şimdilik.

Alışverişi pazarda ya da internette yapmak arasında bir fark yok. Temelde hepsinde aynı formül geçerli: karşılığını vermek kaydıyla, istediğin bir şeye legal yollarla sahip olmak. Nasıl ki pazarın incelikleri varsa elektronik alışverişin de incelikleri var. İnceliklerle birlikte bazı tecrübelerimi de aktarmak istiyorum.

1- Neye ihtiyacın olduğunu belirle

Bu safha kolay gibi görünse de aslında en zor aşamadır. Çünkü kış kapıya dayandı, ayakkabı almalıyım diye yola çıkıp, kendinizi şort almış olarak bulabilirsiniz. Dilimize ‘bolluk paradoksu’ olarak çevrilen kavramdan kaynaklı gayet insani bir davranıştır bunun nedeni. Eskiden sadece ihtiyaçları karşılamaya yönelik devirlerden, aldıklarının ihtiyaç olduğuna kendini ikna etme devrine geçişin sonuçları. Çeşitliliğin, doğru düşünce ile duygularımız arasında ördüğü duvarın etkileri. Kararlı ve bilinçli alışveriş sizi inanın diğer türlü olanlardan daha fazla mutlu edecektir. Facebook’ta önüme çıkan ve salata meraklısı bir tip olarak çeşit çeşit salatalar yapmamı sağlayacak ürünler almıştım zamanında. Sanırım en fazla 5-6 kez kullandım. Sonra eve gelen bir arkadaş çok beğenince ona verdim bayıla bayıla aldığım ürünü. Pratik ya da sudan ucuz reklamlarına kanıp, alacağınız ürünlere dikkat etmenizde fayda var yani.

2- Nereden alacağını iyi bil

Önümüze ilk gelen yerden alışveriş yapılmayacağını günlük hayatta iyi biliriz ama konu internet olunca basiretimiz birazcık bağlanıverir. Oysa almadan önce almak istediğiniz siteyi biraz araştırsanız, o bile cep kurtarıcı olacaktır. Yıllardır sektörde olan, markalaşmış, bildiğiniz yerlerden alışveriş yapmanız en güzeli olacaktır. Satış ve satış sonrası muameleleri için taahhütleri neler? Kolay iletişim kurabiliyor musunuz? Bir adresleri, telefonları hatta künyeleri olmayan yerler internetin işportacılarıdır. Yasal bütün mevzuatlara rağmen satışta, satış sonrasında yanıltıcı, tüketici dostu olmayan çok yer vardır. Bunlardan korunmak için gündelik hayat bilgilerinizi kullanın. Bir bilene sorun. Alacağınız ürün, yer ve fiyatlar hakkında kullanıcı yorumlarına mutlaka bakın. Hepsiburada.com, kliksa.com, n11.com, gittigidiyor.com, kitapyurdu.com vb. siteler rüşdünü ispat etmiş siteler. Her türlü ihtiyacınızı rahatlıkla, uygun fiyata bulabileceğiniz gibi ilk tecrübelerinizi buralardan edinmenizi tavsiye ederim. Şimdilerde çok sık şahit olduğum ve epey can yakan Instagram üzerinden alışverişler konusunda özellikle uyarmak isterim.  Sadece ürünün fotoğrafını görerek, satıcı olduğu sanılan kişilere havale, eft, kapıda ödeme seçenekleriyle ödeme yapıp, sadece ürünü almamakla kalmayıp, parasını da geri alamayan kullanıcıların sayısı çok fazla.

3- Ne zaman alacağım?

Aslında bilirsiniz ki sezonunda alınan her şey, her yerde pahalıdır. Sezon sonu indirimleri ise internette tam anlamıyla bayrama dönüşür. Sezon sizin için çok önemli değilse kışlıklarınızı yazın, yazlıklarınızı da kışın almanız iyi olur. Bu yıl mis gibi bir kışlık kabanı, yazın o sıcacık günlerinde ¼ fiyatına aldım. Zamandan ve enerjiden tasarruf etmek anlamına geldiği için internetten alışverişi seviyorum ben. Mutfak alışverişim ve mobilyalarım dahil hepsini online ortamlardan alıyorum. Çünkü büyük ebatlı şeyleri eve getirmek sıkıntı oluyor benim için. Kapıya kadar gelen ürünü almak ve beğenmezsem yine kapıdan iade edebilmek benim için gayet cazip. Bazen onlarca ürün ve hizmet alıp, iade şartlarına uymak kaydıyla, hepsini değişime gönderdiğim ya da iade ettiğim oluyor. Burada da evmanya.com, Normalde mağazalarda dolaşırken peşimde satış danışmanlarının baskısını hissetmeyi sevmem. Hele ürün iadelerinde insanlarla muhatap olmak işkenceye dönüşebiliyor. İade ve değişimleri ücretsiz yapabiliyor olmak da tam anlamıyla lüks benim için. Eminim, sizin için de öyledir.

Son olarak şunu da belirtmem lazım. Alışveriş bazen farkında olmadan bağımlılığa dönüşebiliyor. Kargo şubelerine girince ne demek istediğimi anlayacaksınız. Duvarlara yaslı duran onlarca trendyol.com, morhipo.com, tozlu.com, modanisa.com vs. paketleri, belki de tek başına kargoculuğun hayat damarı son yıllarda. Kritik bir soru ve 15 saniye düşünme işimizi kolaylaştırabilir. ‘Evet, çok kaliteli ve ucuz ama buna ihtiyacım var mı?’

Comment here